Merhabalar, Bugün kendime Franz Kafka ‘nın doğum gününü unuttuğum için ceza verdim ve kendimi affettirebilmek için de onunla ilgili bildiğim her şeyi yayınlamam gerektiğinine karar kıldım. İşte Franz Kafka : 101

Küçük Bey Kafka:

Tabi onun yazarlık dünyasına iyiden iyiye dalmak istiyorsak eserlerinin çoğuna ilham kaynağı olmuş çocukluk yıllarından başlamak gerekir. Franz Kafka, orta halli bir aileden gelir. Hermann Kafka ve Julie Kafka’nın ilk çocuğudur . Annesi ve babasının arasında hoş bir ilişki vardır. Daha sinirli ve sıcakkanlı olan babasını annesi sakinleştirir ve dengeler. Babası da annesinin monoton hayatına renk katar.

Eserlerinde de çokça yer alan kız kardeşleri vardır. Aralarında en çok Ottla ‘yı sever çünkü bir bakıma ikisi de aileden dışlanmıştır. Ayrıca Ottla Kafka’nın yüreğine su serpmeyi Kafka da Ottla’yı mutlu etmeyi bilir bu güzel kardeşliğin de en net örneği Ottla’ya ve Aileye mektuplardır.

Diğer kardeşleri ile pek bir görüş birliği yoktur ama onları da çok sever. Ellie ve Valli ile aralarının daha soğuk olmasının sebebi de onların babalarına biraz fazla benzemeleri, babaları tarafından da fazla ilgi ve sevgi görmelerini ve doğal olarak bir tartışma ortamında babalarının tarafını sorgulamadan tutmalarıdır.

Ailelerinin bir mobilya dükkanı vardır. Annesi daha soylu bir kadınken babaları için orta sınıfa geçmiştir ama aldığı karardan memnundur. Yani Franz Kafka ahlak yapıları ve sınıfları farklı insanlar tarafından her görüşe ve insan tipine uygun ve alışık olarak yetiştirilmiştir. Babası her tepkisini aşırı şekilde gösterirken annesi böyle zamanlarda aileyi bir arada tutmuştur.

Aile genel olarak bohem bir yaşam süremeye zorlanır. Zaten dünya savaşlarının geçtiği bu dönemlerde ( 2. Dünya Savaşı Kafka öldükten sonra patlak verir.) Yahudi bir aile olmak yeterince zordur. Hatta Milena’ya Mektuplar’da Yahudi olmanın yaşam süresini yarıya indirdiğini mevcut yaşını da ikiye katladığını söylemişti. Buna karşın Milena da dönemin çoğu insanı gibi Yahudilere pek de sıcak bakmamaktaydı. Kendisi ayrıca ana dili Çekçe olmasına rağmen yazı dili olarak Almanca’yı seçmişti. Yani Milena da kendi de Çekti ama farklı dillerden anlaşıyorlardı. ( Milena çevirmendi.)

Hermann Kafka ve Franz Kafka :

Anneleri ile babalarının uyumlu bir ilişkiye sahip olduklarını söylemiştim. Maalesef aynı şey Hermann Kafka ve Franz Kafka için geçerli değildi. Franz Kafka doğduğunda Hermann Kafka’nın aklında bir tane kendisinden yetiştirme tasarısı vardı. Kendisi gibi çok gülecek, çok içecek, sinirlenince de sayıp sövecekti. Yani Franz Kafka’nın tabiriyle babası onun tam bir Kafka olmasını istiyordu.

Tabi ki büyüdükçe Franz Kafka babasının hayal ettiği gibi değil aksine duygusal ve kırılgan bir çocuğa dönüştü ve bu durumdan hoşlanmayan babası onu daha sert biri haline getirebilmek için üstüne daha çok gitmeye başladı. Hatta kendisinin bir gece Franz Kafka küçükken su istediği için onu balkona kilitleyip bütün gece orada bırakmışlığı bile var.

Tabi ki bu gergin ortamı düzeltmek Julie Kafka ‘ya kaldı. Evde bir tartışma çktığında iki tarafı da birbirine yumuşatmaya çalıştı. Ne yazık ki bu yöntem de Franz Kafka’yı tam bir Kafka yapamadı. Aksine yıllar sonra Franz Kafka Babaya Mektup’ta annesinin iyilikten başka bir şey düşünmediğini ama yine de yanlış olanı yaptığını söyledi çünkü Franz Kafka’ya göre annesi onları barıştırmaya çalışmasaydı o kendisine ayrı bir yol çizecekti ve böylece babasının gölgesinde yaşamaktan da ona kendini beğendirmeye çalışmaktan da kurtulacaktı.

Kısacası Franz Kafka babasından asla nefret etmiyordu aksine ona çok saygı duyuyordu ve onun gözünde babası o kadar ulaşılamaz bir yerdeydi ki ona asla kendini sevdiremeyeceğini düşünüyordu.

Bu tuhaf ve tatsız ilişki Franz Kafka’nın en çok bilinen eserine ilham kaynağı oldu. Evet, Dönüşüm. Babası bir gün yemekte Franz Kafka ‘ya sinirlenir ve tıpkı bir böceğe benziyorsun der. O günden sonra Franz Kafka kendisini hem babasının hem de diğer bütün insanların tarafından bir böcek olarak görür ve bütün hislerini Dönüşüm ‘e aktarır.

Julie Kafka ve Franz Kafka :

Julie Kafka ailede genel olarak tampon bölge görevi görmekteydi. Franz Kafka ‘nın farklılıklarını gördü ve onları kabullendi. Franz Kafka da annesinden hep çok saygıyla ve sevgiyle bahsetti. Franz Kafka’nın annesi ile ilgili tek şikayeti yukarıda da sözünü ettiğim gibi kendisini babasıyla sürekli barıştırmasıydı.

Okul Yılları :

Franz Kafka hep başarılı ve sorumluluk sahibi bir öğrenciydi. Ailenin en başarılı üyesiydi ama bu çabası kardeşlerini geçmek için değil babasına kendini kabul ettirebilmek içindi. Tabi ki planladığı gibi olmadı çünkü Hermann Kafka ‘nın kafasında hatları değişemeyecek biri vardı ve başarı kendisinin kriterleri arasında çok da önemli bir yere sahip değildi.

Özellikle üniversite giderken çok fazla seçeneğin arasında kaldı. Üniversiteye gitmeden önce felsefe okumak istiyordu. Sonra kimya bölümüne başladı ve iki hafta sonra hukuk bölümüne geçti. Kendisi de yaşadığı bu tuhaf ama tatsız olaydan bahsetmeyi severdi ve neredeyse bütün mektup kitaplarında da örneğini görmek mümkündür bu konu ile ilgili bolca kullanılmış kara mizahı.

Ayrıca Kafka hayatının bu dönemini gerisinde olduğu kadar hassas geçirmemiştir. İnsanları incitmekten de incinmekten de korkmamaktadır. Yirmili yaşlarında son zamanlarındaki kadar hassas olmadığını ve kadınları da çok sevdiğini çoğu eserinde ve mektuplarında anlatır. Üstelik aidiyetsizlik ve yabancılık duygusu da bu yıllarda iyice artar ve yine hislerini Amerika arcılığıyla aktarır.

Max Brod ve Franz Kafka :

Max Brod, Franz Kafka’nın hayatı boyunca en iyi arkadaşı olmuştur. Hayatının iyi kötü her anında yanında o vardır ve hayatının dönüm noktalarında da muhakkak adı geçer. Örneğin Felice ile Max Brod’un evinde karşılaşmıştır Franz Kafka. Ölümünden sonra da kitaplarını toplayan ve yayınlatan odur. Milena’yı da mektupları yayınlatmaya ikna eden Max Brod’dur. Kısacası Kafka günümüzde edebiyatta da gönlümüzde de olan yerini Max Brod’a borçludur.

İşle Işılda :

Eğitimini bitirdikten sonra kendisi mesleğimi yapıp avukat olmaktan vazgeçti ve bir sigorta firmasında işe girdi. Ne çalıştığı şirketi ne de sigorta işi ile ilgili çalışmayı sevmese de şirkete kat kat kar kazandırdı ve aynı öğrenciliği gibi başarılı bir iş hayatı oldu. Dava‘nın K. ‘sinin de böyle parlak bir kariyeri vardı hatırlarsanız.

Baş Ağrıları ve Uykusuzluk :

Çoğu yazar gibi Franz Kafka da baş ağrısı ve uykusuzluk çekiyordu. Yalnız onun uykusuzluğu farklıydı. Yatağa yatıp uykuya geçmeye başladığı zaman hayaller görmeye başlıyordu ve bu hayaller dikkat çekilmeyecek türden değildi. Zamanla uykusuzluk baş ağrılarını daha da tetikledi ve bu birleşim de Kafka’nın hayatını çok daha zor bir hale getirdi.

Gördüğü bu tuhaf hayallerin içinde çok sevdiği yazarlardan olan Gustave Flaubert ve Dostoyevski’den tutun en nefret ettiği insanlar ve hatta krallar bile vardı. Çoğu kitabının çıkış noktası da bu hayallerden kaynaklanmaktaydı. Bu konudaki en belirgin ve ütopik eseri ise Ceza Sömürgesi’dir.

Felice ve Kafka :

Felice’ye Mektuplar adlı eseriyle bizim de konuk olabileceğimiz bir arkadaşlık, nişanlılık ilişkisine sahiptir Felice Bauer ve Franz Kafka. Felice ona hayatının çoğu alanında yardımcı olmuştur. Onlar nişanlı olmanın yanı sıra hep birbirlerini anlamaya çalışmış ve diğeri daha iyi hissetsin diye çabalamışlardır. İlişkileri birçok sebepten biter ve Kafka’nın verem olmasının ona yüklediği huzursuzluk da bunlardan biridir.

Verem ve Tedaviler :

Franz Kafka’nın veremle ilgili bir çok hikayesi vardır ve bu sürecin her kısmı kendisine çokça acı vermiştir. Verem olduğunu öğrenmesi ise resmen kalp sökücüdür. Gittiği doktor ona verem olmak için çok yaşlı olduğunu ve ciğerlerinden kan gelmesinin basit bir grip olduğunu söyler. Yalnız kanama Ağustos ayında gerçekleştirmiştir üstelik Kafka normalde hiç grip olmadığını iddia eder.

Maalesef haklıdır da, Başka bir doktora daha gider ve verem olduğunu öğrenir. Bu sefer doktorun verdiği tavsiye ise daha fenadır. Kafka’ya daha az et yemesini daha çok uyumasını ve yüzmeye gitmemesini söyler. Oysa Kafka vejetaryendir uykusuz kalmayı tabi ki kendisi seçmemiştir ve yüzme hayatındaki tek aktivitedir. Yani doktorun tavsiyesinin ne mantığı ne de uygulanabilirliği vardır.

Depresyon :

Franz Kafka depresif bir yazar olarak alınır. Hatta Franz Kafka’nın kitaplarını okumanın bile sizi depresyona sokacağına dair yaygın bir kanı vardır. Yalnız bu çok da doğru değildir. Franz Kafka gülmeyi ve güldürmeyi çok sever. Durumdan en iyi sonucu çıkarmaya çalışır ve bir şekilde hep olayların iyi tarafına bakar. Zaten bu yüzden yazar. Yayınlamak için değil, sadece kendini rahatlatmak için. Eserlerinin depresif görünmesini sebebi de budur. Haklıdır da aslında kötülükleri uzak tutmanın en güzel yollarından biri haklarında yazmaktır.

Milena ve Kafka :

Kafka’nın hayatının son yıllarına tanık olmanın en güzel yolu Milena’ya Mektupları okumaktadır. Kafka’nın Milene’ya olan mektupları mektuplardan çok bir günlük gibidir kitap bittiğinde resmen Franz Kafka’yı yanınızda taşıdığınızı fark edersiniz. Her ne kadar Kafka’nın Milena ile olan ilişkisi Felice ile olduğu gibi olmasa da yine de Milena ile Franz Kafka’nın mektupları her anlamda çok güzeldir.

Son Günleri :

Franz Kafka iyileşmek için bir bakım evine yatar. Burada da bir çevre ve bolca arkadaş edinir. Ottla’ya ve ailesine olan mektuplarında da buradan sevgiyle bahseder ve burada çok hoş zaman geçirir. İzin almasıyla da Ottla ilgilenir. Zaten sigorta şirketinin en iyi çalışanlarından biri olan Kafka’ya izin vermeleri sürpriz değildir ama buna ek olarak Ottla’nın maaşının yarısını alması önerisini reddederler ve Kafka izindeyken de maaşını almaya devam eder. Bu süre içerisinde kilo alır ve bol bol süt içer. Doktorlar da ona biraz daha kilo alırsa ve kendine bakarsa iyileşeceğini söyler ama maalesef olaylar öyle gelişmez.

Ayrıca Kafka’nın bu zamanlarda bir sevgilisi vardır. Birbirlerine çok iyi bakarlar ve Kafka ondan hep sevgiyle ve minnettarlıkla bahseder. Kendisi ayrıca sona yaklaşacağnı anlayıp ilaç içmeyi reddeden Kafka’nın içtiği şeylere ilaç katmasıyla ünlüdür.

Ölümünden Sonrası :

Franz Kafka ölümünden sonra da hak ettiği ilgiyi ve ünü görmez. Hatta Felice 1960’larda Kafka’nın mektuplarını 8000 dolara satar. Ünlü olması ise 1990’ları bulur. Çok kişiyi etkiler ve çok kişi tarafından sevilir çünkü yazdıkları kimseninkine benzememektedir. (Teşekkürler Max Brod. ) Kitaplarını okumuş ve hikayelerini öğrenmiş herkesin gözünde Franz Kafka’nın çok ayrı bir yeri vardır.

Biliyorum kaçırdım ama olsun. Doğum günün kutlu olsun hayatımızı anlamlandıran güzel insan.

Franz Kafka : 101

CansuEceKılıç

sıkılmaktan sıkılmış bir öğrencimsi, tanıdığı herkesi bezdirdikten sonra bütün dünyayı darlamaya karar verdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir