Merhabalar, Bugün sizinle John Steinbeck’e Nobel kazandırmış Gazap Üzümleri ‘ni inceleyeceğiz. Bakalım Tom Joad’un hayaleti hala aramızda mı?

Çeviri Sorunsalı:

Bilirsiniz bayılırım çevirmen eleştirmeye ama bu sefer ağır gömeceğim. Öncelikle çevirmeni anlamaya çalışıyorum. Kitap gerçekten tam bir taşra diliyle yazılmış ve bunu çevirmek de oldukça zor ama bu kadarını da benim aklım almıyor açıkçası. Uzun uzun açıklamak isterdim tabi farkları ama ne de olsa bir paragraf okusanız bile anlayacaksınız ne kadar farklı olduğunu. Hani çok şey istemiyorum da Ma lafını sadece ana diye mi çevirselermiş. Her konuşmaları böyle böyle resmileşmiş çünkü. Yine de saygı duymak lazım zira çevirmek çok da kolay bir iş değil. Siz yine de İngilizce’niz varsa orijinalini okuyun.

Hikayenin arasına serpiştirilmiş felsefe:

Kitabın büyük buhran döneminde oradan oraya savrulan aileleri konu aldığını hepimiz biliyoruz. Yine de Joad’ların aile dramın yanında genel duruma da hakim olabiliyoruz. Her bölümden sonra gelen daha kısa bilgilendirmeyle. Bu bölümler genellikle Joad’ların sonraki aşamasını temsil ediyor. Bununla birlikte kitabın felsefik bölümünü de oluşturuyor. Kısacası her ne kadar okurken bu bölümler bitsin de aile ne olmuş diye öğrenmek için çırpınsanız da kitap bittikten sonra oldukça güzel anıyorsunuz.

Dedenin Ölümü:

Tabi dedenin ölümü Joad ailesinin başına gelen bin bir çeşit talihsizlikten sadece biri. Yine de vatanından koparılan insanın hayatta kalamayaağını çok güzel anlatmış John Steinbeck dede üzerinden.

Anne ve fedakarlıkları:

Bence kitabın “asıl oğlanı” anneydi. Sırf ailesi dağılmasın diye yaptığı fedakarlıklar onu en iyi roman annelerinden biri yapıyor. Aynı zamanda kadınların zor zamanlarda ailenin yönetimini ele alıp gerekirse tehdit,kaba kuvvetle ailesini bir arada tutmak için her şeyi yapacağından değiniyor Steinbeck. Özellikle kitabın yazıldığı dönemdeki Amerika için bu oldukça yenilikçi bir adım.

Aileyi sürekli bırakıp gidenler:

Aliden neredeyse her durduklarında biri ayrılıyor. Anne ne kadar uğraşırsa uğraşsın fark etmiyor. Noah kendini bir nehrin hayaline kaptırıp, Tony korkup, Al kız derdine düşüp bırakıyor aileyi. Her şeyden geçtim Tom bile gitmek zorunda kalıyor ama kitapta asla aileyi bırakıp gidenlere ne olduğundan bahsedilmiyor. Tamam Tom grevci oldu ama bir şeyler değiştirebildi mi? Al peşinden koştuğu kızla mutlu mu? Tony pişman mı? bunların hiçbirini öğrenemiyoruz. Baktığımızda bu karakterlerlerle ilgili teker teker romanlar bile yazılabilir. Yine de Steinbeck bizi merakta bırakmasa iyi olurmuş ne diyeyim. Ama konu zaten evlerinden olup birlikteliğini yitiren oraya buraya savrulan aileler değil mi? Kim bilir kaç aile vardır Joad’ların çektiğini kendininkilere kıyasla az bulan.

Daha Fazla John Steinbeck:

Fareler ve İnsanlar

Gazap Üzümleri :101
Etiketlendi:     

CansuEceKılıç

sıkılmaktan sıkılmış bir öğrencimsi, tanıdığı herkesi bezdirdikten sonra bütün dünyayı darlamaya karar verdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir