Merhabalar, Bu yazımda Sabahattin Ali’nin ilk romanı olan Kuyucaklı Yusuf ‘u inceleyeceğim. Köy romanı denilince akla gelen ilk romanlardan biri olan bu kitabın Sabahattin Ali’nin hayatındaki yerine de yer verdim.

Salahattin Bey:

Kitap köyün kaymakamı Salahattin Bey’in Yusuf’u bulmasıyla başlar ve aslında bütün kitap onun etrafında şekillenir. Onun karısının çıkardığı sorunlar, Muazzez ve tabi ki kitaba ismini veren Yusuf hiçbiri Salahattin Bey olmasa aynı ortamda bulunamazdı. Peki neydi bu Salahattin Bey’in kaynağı? Hemen açıklayayım. Sabahattin Ali’nin babasının adı Salahattin’dir. Babası bir kaymakam olmamasına karşın tıpkı Yusuf’un babası Salahattin gibi köyde kabul görmektedir. Her ne kadar babası ile ilgili çok fazla kaynağa sahip olmasak da Sabahattin Ali’nin ailesi ile ilişkisini anlamak için daha on beş yaşındayken dedesinin ona yazdığı mektupları okumak yeterlidir (Hep Genç Kalacağım).

Köy Hayatı:

Sabahattin Ali deyince maalesef çoğumuzun aklına sadece Kürk Mantolu Madonna geliyor ve doğal olarak çoğumuz Sabahattin Ali’i sadece 28 (Sabahattin Ali’nin Maria’dan bahsederken kullandığı takma ad.) ve Almanya yılları geliyor. Yalnız kendisinin hayatı onu gerçekten sevenlerin de bildiği gibi bu kadar değil. O aynı zamanda köyde yetişmiş ve öğretmen olduğu zaman yeniden köylerde öğretmenlik yapmış kısacası toplumun her kesimi ile içli dışlı olmuş biri. Kuyucaklı Yusuf’da da köy yaşamının etkisi kendini hissettiriyor diyemem. Zira kitap resmen bir köy romanı. Hatta köy romanlarının özellikle de Türk edebiyatındaki en güzel örneklerinden biri. Her ne kadar Sabahattin Ali romanlarını yazarken her romanında hayatının bir aşamasını (Kürk Mantolu Madonna: Almanya yıllarını, İçimizdeki Şeytan: Türkiye’deki öğrencilik yıllarını ve dönemin aydınları arasında sıkışıp kalmasını anlatır.) anlatmış olmayı beklemese de (Kendisinin ölmeden önce yazmaya heveslendiği pek çok roman vardır. Hatta Çakıcı’nın İlk Kurşunu’nda bu taslakların listesini bile bulabilirsiniz) Kuyucaklı Yusuf ‘la köy yaşantısını ve kendini o köye ait hissetmeyen birinin hayatını yani kendi hayatını oldukça güzel şekilde anlatmıştır. Zira bu tarzda bir romanın köylere yıllarını vermiş biri tarafından yazılmama ihtimali oldukça düşük.

Kuyucaklı Yusuf Sorunsalı:

Sabahattin Ali ‘nin bir kitabının olaysız bir süreçte yayınlanması aklımızın ucundan zaten geçemez. Yine de Kuyucaklı Yusuf vakası bu yazıya girmeyi kesinlikle hak ediyor. Bu kitabın yayımcısı şahıs Sabahattin Ali’ye telif haklarını yani kazanılan paradan Sabahattin Ali’nin farkını ödemez (Nasıl oluyor bu demeyin. Zira bu kitap parça parça yayınlandı.) ve kendisini bu konuda oldukça sertçe reddeder. Bunun üzerine Sabahattin Ali kitabın sonunu ona göndermez. Bunun üzerine yayımcı Sabahattin Ali ‘nin ona bıraktığı bir şiir üzerinde birkaç oynama yapar ve şiiri Gazi’ye (O zaman soyadı kanunu çıkmamıştı. Yoksa hepimizin bildiği gibi kendisin adı Gazi değil Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘tür.)hakaretten mahkemeye verir. Bu kadar kolay mı diyeceksiniz. Mahkeme sürecini de açıklayayım. Bütün deliller Sabahattin Ali’nin lehine olmasına rağmen hakim Sabahattin Ali’yi haklı bulursa başına geleceklerden korkar ve Sabahattin Ali bir yıl hapis cezasına çarptırılır. Sonra cezası altı ay uzatılır ama Sabahattin Ali buna itiraz eder ve uzatma iptal edilir ek olarak da iki ay aftan yararlanır (Masum olduğu kanıtlanmıştır.) ve yeniden devlet memuru olabileceğine karar verilir.(Detaylar için Melankoli’yi okuyabilirsiniz. bu mektuplar hapis zamanı ile ilgili oldukça önemli bilgiler içeriyor.)

Yusuf:

Sabahattin Ali’nin he romanında olduğu gibi bu kitabında da ana karakter kendisini temsil eder. Bu yeni bir haber değildir. Zira Ömer onun kadar kararsız ve düşünceli, Raif de onun kadar saf olduğuna göre Yusuf da kendisinden birkaç özellik taşımalıdır. Yalnız Yusuf ve Sabahattin Ali’nin farkları daha fazladır. Örneğin Yusuf’un bir parmağı yoktur. Buna kitabın farklı yerlerinde çokça yer verir ve genel olarak engeli kendisinin işe yaramaz olarak tanımlanmasını sağlar. buna rağmen Sabahattin Ali’nin bilinen bir fiziksel engeli yoktur (Doğru bildiğini savunmaktan vazgeçmeyen aklı dışında). Peki neden Yusuf ve Sabahattin Ali bu kadar özleştirilir? Tabi bunun sebebini tam olarak açıklamak imkansız çünkü bu soruya hak ettiği gibi bir yanıt vermek için bu düşünceye sahip herkesin aklına girmek gerekir ama yine de kabaca cevaplamaya çalışacağım bu kapsamlı soruyu. Bence ikisinin birbirine bu kadar çok benzetilmesinin sebebi dışlanmışlıkları. Evet, her insan her daim yalnızdır ancak Yusuf’unki gibi bir yalnızlığı kaldıramaz çoğunluk. İşte bu kadar benzetilmelerinin sebebi de budur. Çektikleri yalnızlığı kaldırabilecek çok az kişi vardır ve bunlardan biri Sabahattin Ali ve Kuyucaklı Yusuf ‘tur.

Sabahattin Ali de kim?

İçimizdeki Şeytan

Yeni Dünya

Kürk Mantolu Madonna

Çakıcı’nın İlk Kurşunu

Hep Genç Kalacağım

Melankoli

Kuyucaklı Yusuf

CansuEceKılıç

sıkılmaktan sıkılmış bir öğrencimsi, tanıdığı herkesi bezdirdikten sonra bütün dünyayı darlamaya karar verdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir