Merhabalar, bu yazımda Franz Kafka’nın en çok bilinen kitaplarından biri olan Milena’ya Mektuplar ‘ı inceledim.

Senin:

Her zamanki gibi tuhaf bir giriş yaptım farkındayım ama Milena ‘ya Mektuplar ‘la ilgili bir yazıyla ilgili daha iyi bir açılış başlığı düşünemiyorum çünkü mektupların ruhunu ve içtenliğini bize bir kelimede anlatabilmek için bile yeterli Franz Kafka ‘nın git gide kısalan imzası. Tabi Milena ile samimiyetleri ilerledikçe değişiyor bu imza. İlk tanıştıklarında Kafka ve Franz Kafka olarak imza atıyor ve zaman ilerledikçe oldukça değişiyor bu isim. Önce Franz oluyor sonra Senin Franz sonra da sadece senin. Sanırım burada bir çeviri problemi olmadığını açıklamak amacıyla Almancası ‘nı da eklemem gerekiyor. ” Dein” mektupların sonunda yazan tek kelime bu.

Ulaşılmazın güzelliği:

Milena ‘ya Mektuplar ‘ı okuyup da ara sıra şok geçirmeyenimiz yoktur. Hepimizin kafasında aynı soru. Neden sürekli buluşmayı reddediyorlar? Tabi gerçek insanların gerçek hayatlarından bahsettiğimiz için bir olguyu tek bir nedene bağlamak maalesef mümkün değil ama ikisisinin de zevk aldığı bir şeyi inkar etmek olmaz. O da ulaşılmazdan zevk aldıkları. Bu konu özellikle kitap üzerine eleştiri yazanları veya kitabı gereksiz bir blog yazısıyla değil de bir amaç uğruna inceleyenleri zorluyor çünkü bir kısım Franz Kafka ve Milena arasındaki ilişkinin derin bir dostluk ve psikolojik birlikten kaynaklanan bir sevgi ile bağlı olduğunu iddia ederken. Çoğunluk sadece Kafka’nın Milena’yı Milena’nın Kafka’yı yazı hayatlarını geliştirmek için kullandığını ve özellikle de ulaşılmazdan zevk duyduklarını iddia ediyor. Tabi bu konuda da pek haksız sayılmazlar zira Milena yirmi dört yaşındayken Kafka ‘nın otuz yedi yaşında olması ve Kafka ‘nın Prag ‘da Milena Viyana ‘da yaşaması bu varsayımın en büyük kanıtları.

Milena ve Kafka arasındaki ilişki:

Yukarıda da biraz bahsettiğim gibi Franz Kafka ve Milena’nın ilişkisi üzerine çokça konuşuldu, yazıldı, çizildi ama kimse tam bir sonuca ulaşamadı. Peki nerede Kafka ile Milena ‘nın arasındaki ilişkinin tuhaflığı?Hemen açıklayayım. Dediğim gibi Yeşilçam tabiriyle farklı dünyaların insanlarıdır onlar. Zaten konuşmaya başlamalarının sebebi de Milena ‘nın bir çevirmen olmasıdır. Kafka Çekçe ‘yi oldukça iyi bildiği için (Aslında ana dili Çekçedir ama yazı dili olarak Almanca ‘yı kullanır.) Aralarındaki yaş farkı onların anlaşmasını zorlaştırmaz aksine kolaylaştırır ve birbirlerine günde üç kere mektup yazarlar. Peki aşk mıdır bu ikiliyi bağlayan? Pek de değil. başkadır onları birbirine bu derece bağlayan ve yakın kılan şey. Doğrusunu söylemek gerekirse ben birazcık İnsancıklar’daki ne benzettiğim bu ilişkiyi bir taraf diğerinin tecrübelerinden yararlanıyor diğer taraf da diğerinin gençliğinde huzur buluyor. Tabi bu kadarla da kalmıyor varsayımlar maalesef. Benim de katıldığım çok yaygın bir görüş var ve o da şu. Milena Kafka ‘yı kullandı. Evet, kesinlikle konuşulması gereken bir konu bu. Belki kendisinin mektuplarını görmediğimizden ön yargılı davranıyoruzdur ama sırf onu aralarındaki tuhaf pul mevzusu bile haksız çıkartmaya yetiyor bu konuda.

Nerede Milena ‘nın Mektupları?

Bu soruyu ben dahil olmak üzere (Cahilliğime bakmayın okuduğum ilk Kafka kitabıydı.) herkes olmasa bile çoğunluk sordu diye düşünüyorum. Bildiğin gibi Franz Kafka bütün yazılarının yakılmasını istedi. Tabi isteği gerçekleşmedi ama Kafka hayattayken ona gelen mektuplar başta olmak üzere çoğu şeyi yaktı. Hatta yanılmıyorsam kitapta bile Kafka ‘nın mektupları yaktığının bahsi geçiyor. Zaten yüksek ihtimalle kitabın Milena’ya Mektuplar larak adlandırılmasının da sebebi bu.

Daha Çok Kafkaesk:

Franz Kafka 101:

Ceza Sömürgesi

Dava

Felice ‘ye Mektuplar

Babaya Mektup

Dönüşüm

Açlık Sanatçısı

Milena’ya Mektuplar

CansuEceKılıç

sıkılmaktan sıkılmış bir öğrencimsi, tanıdığı herkesi bezdirdikten sonra bütün dünyayı darlamaya karar verdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir