Merhabalar, Maria Puder’inizi mi arıyorsunuz? Bu rehber size bunu bütün detaylarıyla aktaracak. Şaka şaka bu yazı sadece benim gibi Raif severleri mutlu etmek amacıyla yazıldı. Karşınızda Nasıl Raif Efendi Olunur?

Saatlerce camdan bakın.

Raif Efendiyi Raif Efendi yapan nedir? Tabi ki pasifliği. Oturun bir camın karşısına bırakın karışsın Raif’in gördükleri ve sizin gördükleriniz. İnsanları izleyin onun gibi herkesten farklı olduğunuzun farkına varın. Bu durumdan gurur duymayın ama kanıksayın. Bırakın içinize işlesin yalnızlığın dünyası.

Her anlamda yalnız olun.

Ne biri size benzesin ne de siz birine. Ne siz diğerlerini anlayabilin ne de diğerleri sizi anlayabilsin. Yalnız olmak belki de Raif olmanın en büyük noktasıdır. Her anlamda o kadar yalnız olun ki kafanızda sadece kendinize ait yeni bir dünya oluşsun, ve o dünya o kadar büyüsün ki o dünya sadece sizi kapsamasına rağmen hiç yalnız hissetmeyin.

Bol bol kitap okuyun.

Okuyun, okuyun,okuyun sonra daha çok okuyun. O kadar çok okuyun ki babanız ders çalışın diye kitap okumanızı yasaklasın. Kitap kahramanları kafanızda gerçeğe dönene kadar okuyun. Sonra alın o kitap kahramanlarını kendi dünyanızın içine kendi yarattığınız dünyadaki boş evlere yerleştirin. Komşularınız, arkadaşlarınız olsun kitaplar.

Kitap karakterlerinden başka kimseyle arkadaşlık kurmayın.

Raif bunu kendisi en güzel şekilde açıklamadı mı? Onun sorunu da benimkiyle aynı. Gerçek mahallemizde yaşamıyor benimseyip bir parçamız haline getirdiğimiz kitap karakterleri. Haklı , öyle böyle değil hem de çok haklı. Ben Raif’i karşı komşum olarak hayal etmişimdir mesela. Ben her gördüğünde Rasim’e de yaptığı gibi dudağını bir kısmını büküp gülsün bana. Ben de kibarca selam vereyim. Her sabah karşılaşalım ama havadan sudan başka bir şeyden konuşmayalım. Tabi sadece bu kadarla da kalmıyor hayallerim. Sonunda birbirimizi anladığımızı fark edip çok iyi dost oluyoruz. Bunu yazarken bile ne kadar uçtuğum ortada değil mi?

Size kız gibisin diyenlere takılmayın.

Kız olmak kötü bir şey mi? Ben hayatım boyunca kız oldum ve bunun kötü bir şey olmadığı kanaatindeyim. Raif de öyle. O da biliyor yaşıtları gibi ortalığı dağıtmaktan daha anlamlı şeyler olduğunu. Siz de bilin ve Raif gibi size kız gibisin diyenleri aldırmayın.

Kendi dünyanızda yaşayın.

Aynen öyle kendi dünyanızda yaşayın ve her şeyden önemlisi bu dünyada yaşamaktan mutlu olun. Boş verin insanları veya sizin hakkınızdaki düşüncelerini. Onların sizinle ilgili fikirleri varsa sizin de onlarla ilgili fikirleriniz var. Peki önemli mi bu? Asla. Sizin zaten sadece kendinize ait bir dünyanız var? Neden zaman harcayıp milyarlarca insanın yaşadığı dünyaya kendinizi kanıtlamanız gereksin ki. Kendinizi kendinize bile kanıtlamanıza gerek yok. Girin yarattığınız dünyanın içine ve mutlu mesut yaşayın.

Bazen salaklığa kaçabilecek kadar saf olun.

Raif olmak gibi bir niyetimiz varsa kesinlikle çok saf olmanız gerekiyor. İnandığınız şey için mantıklı mantıksız her şeyi yapabilmeniz, hatta bir resim sergisinde gördüğünüz portredeki kadının peşine düşmeniz gerekiyor.

Kimsenin sizi sevemeyeceğini düşünün.

Siz kendinizi seviyorsunuz ya yetmez mi? Peki Raif kendisini her daim seviyor muydu? İşte orası tartışılır. Raif Maria’yla sevdi kendini. Maria başta onu sevmediğini söyleyince hiç şaşırmamıştı oysa ki. Biliyordu çünkü kimsenin sevemeyeceğini.

Almanya’ya gidin.

Her şey Raif Efendi ‘nin Almanya’ya gitmesiyle başlamadı mı?

Almanya’daki resim sergilerine gidin.

Başka nasıl bulacaksınız Maria’nızı. Sadece bir resim demeyin gidip saatlerce seyredin o resmi. Hatta öyle bir düşün ki o resmin içine yanınızdan geçen gerçeğine bile dikkat etmeyin. Sonra gerçek olduğuna inanın o tablodaki kadının ve her yerde onu arayın.

28’inizi bulun.

Maria’nızı bulmazsanız nasıl yazsın Sabahattin Ali sizin hikayenizi?

Yaşlanınca nankör ailenize bakın.

Bu size Raif olmanın değil insan olmanın kuralı gibi görünebilir. Değil. Bu sadece Raif olmanın kuralı. Aşırı saf olmak hatta sadece Raif kadar saf olmak lazım bunu yapabilmek için.

Babanızın cenazesi için Türkiye’ye dönün.

Babanız size hayatınız boyunca çil çektirmiş olabilir.Olsun bırakın Maria’yı onun cenazesine gidin. Ha hoş siz bunu yaparken Maria’yı son kez gördüğünüzü bilmeyeceksiniz. Olsun babanız ölmüş ve maalesef Almanya rüyanız da bitmiş. Dönün gerçekliğe bekleyin Maria’dan gelecek bir mektubu aylarca.

Maria’nın sürprizini anlamayın.

Ah be Raif, hala üzüyorsun beni bu konuda. Salağın biri ben bile anladım Maria’nın sürprizini sen mi anlamadın? ama haklı aslında Raif bu konuda Maria daha önce de söylemişti ona onu sevmediğini. Evet fikri değişmişti sonra ama fikrinin bir daha değişmeyeceğinin garantisi var mıydı? Ayrıca Maria’nın artık onu sevmediğine inanmak Maria’nın öldüğüne inanmaktan daha kolay değil miydi?

Sık sık hastalanın.

Kitabın başında Raif Efendi’ nin sık sık hastalandığı çok kere belirtilmişti. Hep atkılara sarındığını da. Daha önce bir kere zaatüre olduğu için her şeyi abarttığına da. Kısacası Rif olmanın ilk kurallarından bir tanesi sık sık hastalanmak.

Hasta olduğunuza sizden başka kimse inanmasın.

Raif’e zaten şimdiye kadar kim inanmış ki kimse onun gerçekten hasta olduğuna inansın. Gerek de var mı inanmalarına? En azından bence yok. Raif’in dünyasında yeri yok çünkü bu insanların. Zaten sonunda ne olduğunu herkes gördü.

Maria dışında kimseye içinizi açmayın.

Raif’i Maria’dan daha iyi anlayabilecek kimse yoktur. Raif de bilir bunu o yüzden sadece Maria’ya açar içini. Siz de öyle yapın Maria’nızı bulun ve sizi gerçek anlamda anlamayacak kimse ile kendinizi üzmeyin.

Aylık 40 lira maaşla kocaman bir evi geçindirin.

Bence bu da Raif’in süper güçlerinden biri. Evet, o zamanın 40 lirası ile bu günün 40 lirası bir değil ben de biliyorum ama yine de Raif’in evinde resmen sığınmacı olarak yaşayan insan sayısı düşünülünce bu kadar parayla nasıl geçindiklerini sorgulamamak elde değil. Yine de Raif olmak gibi bir isteğiniz varsa Maria sizi artık sevmediği için kendinizi cezalandırmanız gerekiyor. Kendinizi bile bile kullandırmanız da.

Çevirmen olun.

Başka türlü nasıl her gün Almanya’yı ve Kürk Mantolu Madonna’nızı düşüneceksiniz.

Havadan sudan konuşun.

Maria dışında kimseyle gerçekten konuşmayın. Sizi anlamak için resmen çırpınan Rasim’e bile ne gerek var ki buna. Havadan sudan konuşun eniştelerinizden bile şikayet etmeyin. Bu gün de hava çok güzel değil mi? Kaç gündür yağmurluydu.

Yaşadığınız her şeyi bir deftere yazın.

Maria ölmüş. Başka ne gelir ki elinizden. Alın elinize defteri kitabı yazın, ne oldu ne bitti yazın. Yaşadığınız tek mutluluk hakkında ne hatırlıyorsanız yazın. Ölene kadar da saklayın yazdıklarınızı.

Zaatüreden ölün.

Kimse inanmamıştı değil mi Raif’in hasta olduğuna niye inansınlar ki ama hastaydı Raif. Hem de ölecek kadar.

Rasim’e defteri yakmasını söyleyin.

Tek mutluluğunuzun kanıtlarını hemen yok etmek lazım değil mi? Haklısınız, Rasim de bu defteri emanet etmek için en doğru kişi. Sonuçta bir şekilde Maria’dan sonra sizi en çok anlamaya çalışmış kişi o değil mi? Yine de bilginiz olsun yakılmayacak o defter.

Gördüğünüz gibi oldukça zor Raif olmak. Olsun varsın zor olsun Raif olmak hatta belki Raif’i anlamak bile. Zaten onu bana bu kadar çok sevdiren de onu anlamanın bu kadar zor olması değil mi?

Söz Konusu Kitap İçin:

Raif Efendi 101: Nasıl Raif Efendi Olunur?
Etiketlendi:             

CansuEceKılıç

sıkılmaktan sıkılmış bir öğrencimsi, tanıdığı herkesi bezdirdikten sonra bütün dünyayı darlamaya karar verdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir