Merhabalar, Yeni serime hoş geldiniz. Bu yazımda benim gibi bütün Sabahattin Ali severleri eğlendireceğim. İşte karşınızda Sabahattin Ali sevgisinin yan etkileri…

Melankoli ‘nin dibine kolayca vurabilmek:

Sabahattin Ali’ye duyacağınız sevgi sizi melankolik yapabilir. Yapmanız gereken tek şey eşi Aliye Ali’ye yazdığı umut dolu mektupları okumaktır. Macide ‘nin arkasından bakarken Ömer gibi acı çekebilir, Muazzez’in öldüğünü okuyunca Yusuf gibi her şeyi arkanızda bırakıp çekip gitmek isteyebilirsiniz. En basit yan etkisidir bu Sabahattin Ali severliğinin. Buna rağmen mutlu etmesini de bilir o. Öyle bir yazar ki okuduğunuzda acıdan mutluluk duyarsınız, resmen yaşam amacınızı bulduğunuzu hissedersiniz. Tebrik ederim kendisin kitaplarına bağımlı olup kısır döngüye girdiniz. Bundan sonra onunla gülüp onunla ağlayacaksınız.

Kutsal günler vardır:

Sabahattin Ali’nin doğum gününden güzel gün mü vardır hayatta? Sanmıyorum. İşte bu yüzden her 25 Şubat sizin için kutsaldır. Kitaplarının hangisi kaç yılında çıkmış bilirsiniz. Bu da yetmezmiş gibi kitap hayatının hangi aşamasını temsil ediyor, kitabı yazarken kimi seviyordu, kitap beğenildi mi eleştirildi mi, beğenildiyse kim neden beğendi, eleştirildiyse kim neden eleştirdi, karakterlerden kaçı gerçekti ve bir kitap kaç kişiyi alakadar ediyordu hepsini bilirsiniz. Tarihler de önemli bir parçasıdır tabi bu işin. Hele şu herkesin Sabahattin Ali ‘den bahsettiği günler yok mu gel de adını gördüğün her zaman ağlama?

En çok siz sever siz bilirsiniz.

Aslında bu Sabahattin Ali ile sınırlı bir olgu değil. Hepimiz sevdiğimiz her şeyi en çok biz seviyormuşuz gibi hissediyoruz ama özne Sabahattin Ali olunca bu kadar basite indirgeyemiyoruz konuyu. Örneğin, en çok ben seviyorum onu.

Hayal gücünüzün gelişmesi:

Sabahattin Ali’nin hayatından biri haline gelebilmek için zaman makinesini icat etmeyi düşünmememiş olanımız var mıdır? İşte ben buna inanmam. Ayşe Sıtkı olmak vardı mesela. Gerçi ben onun gibi bekletemezdim kimseyi. O bana bir mektup yazsa ben ona on tane yazardım. Kendisi de sıkılırdı benden haliyle. Gördüğünüz gibi bu paragraf bile kontrol edilemez bir hayal gücü içeriyor. Tabi iyi bir şey de olabilir bu sizin için. Üzüldüğünüzde birinin yanınıza gelip fakat her şey geçer her şey unutulur demesini istemez miyiz zaten hep. Emin olun anlatmak istediğim türden biriyseniz okuduklarınızı hiç yadırgamadınız. Aksi oldu ise zaten geri tuşuna basmak üzeresinizdir. Bu kaçıkla aynı ortamda daha fazla durmamanız tavsiye olunur zira.

Kimseyi Türk Edebiyatından da güzel eserler çıkabileceğine inandıramazsınız.

En acı yan etki bu bence. En azından en çok yaşadığım sorun diyebilirim. Evet, Türk Edebiyatından da güzel eserler çıkabilir. Bir kitabın içeriğinin güzel olması için kapağında bir çevirmen adı yazmasına ihtiyaç yoktur. Size sesleniyorum Sabahattin Ali deyince ismin Türk ismi olduğunu anlayıp dudak büken insanlar (Gerçi artık kendisini tanımayan da kalmadı diye düşünüyorum.) Etmeyin, eylemeyin. Yazıktır, günahtır. Yeterince açık konuştuğumu düşünüyorum ama eklemeden de geçemeyeceğim. Çoğu kitap iyi bir çevirmen sayesinde ihya olabilir, bunun yanı sıra kötü bir çevirmen sayesinde de batabilir. Bir kere de deneyimi özünden yaşasanız ne kaybedersiniz. Ama yok, ya siz anlatamazsınız derdinizi ye da onlar anlamaz daha doğrusu anlamak istemezler desem daha doğru olur her halde. Bir kere daha söylüyorum Sabahattin Ali gelmiş geçmiş en iyi yazarlardan biridir okuduysanız ve sevmediyseniz size söyleyecek tek sözüm yok ancak kendisine böyle bir ön yargıyla yaklaşıyorsanız hem kendinize hem sevenlerine kötülük yapıyorsunuz bilmiş olun.

Galerinizin %30 ‘u her daim doludur.

Ne alaka demeyin hemen açıklayacağım. Galerinizin çoğunluğu daima Sabahattin Ali ‘nin gülen yüzüyle doludur. Diyelim ki kendisine yer yok galerinizde muhakkak bir sözü ile varlık gösterir. Bu arada küçük bir tavsiye de vereyim sevdiğiniz insanların fotoğraflarını bir klasöre koyup üzüntülü zamanlarınızda klasörü açarsanız baya antidepresan etkisi yapar bu fotoğraflar benden söylemesi. Zaten hepimizin sırası masası veya en azından bir not defteri Sabahattin Ali ‘nin bir sözüyle renklenmiyor değil mi?

Kavgalara karışmak.

Şahsen benim teyzemle Raif için kavga etmişliğim var (Henüz bitmiş de değil teyzem Raif’in en mükemmel roman karaterlerinden biri olduğuna karar kılana kadar da sonuçlanmayacak bu kavga.) Demek istediğim insanlarla kavga etme oranınız yükselebilir. Ayrıca kendisinden çok bahsedeceğiniz için sizden soğumaları ihtimali de oldukça yüksek.

Kısır Döngü:

Bir kitabı yirmi kere okuyabilirsiniz. Üstelik her tekrarında sıkılmadan yeni bir şey keşfederek de okuyabilirsiniz ne okuyorsanız. İşin ilginç kısmına geçelim. Bu sırada yazılanları ezberleyecek hatta resmen kitabı indeksleyecek bilgiye sahip olabilirsiniz. Peki bu kitabı 101. kere okumamanız için bir neden midir? Asla.

Özlemek:

Bir yazar özlenir mi? Neden olmasın? Zira ben kendisini çok özlüyorum. Tavsiyem telefonunuzda muhakkak bir resim çantanızda muhakkak bir kitap barındırma yönünde. Zira böyle ancak biraz diniyor özleminiz. Kesin çözüm ise en sevdiğiniz kitabı baştan açıp arada kitabı koklayıp ona sarılarak okumak. Kimse size bu sevginin bu kadar yan etkisi olacağını bu kadar net söylememişti.

Bakmayın Bana.

Gerçekten tek açıklamam bu. Emin olun yan etkileri bu kadarsa olumlu yönleri saymakla bitmez. Okuyun, okutun, okutturun.

Evet, yeni serimin ilk yazısının sonuna geldik. Bu yan etkilerden bazılarını yaşamıyorsanız veya Sabahattin Ali sizin bünyenize farklı yan etkiler yaptıysa muhakkak yazın bana.

Sabahattin Ali de kim?

İçimizdeki Şeytan

Yeni Dünya

Kürk Mantolu Madonna

Çakıcı’nın İlk Kurşunu

Hep Genç Kalacağım

Melankoli

Kuyucaklı Yusuf

Sabahattin Ali Sevgisinin Yan Etkileri:

CansuEceKılıç

sıkılmaktan sıkılmış bir öğrencimsi, tanıdığı herkesi bezdirdikten sonra bütün dünyayı darlamaya karar verdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir