Merhabalar, bugünkü yazımda yıllardır çok satanlar listesinden düşmemiş olan Simyacı ‘dan bahsedeceğim.

Felsefe Taşı nedir ?

Bu soru aslında kitapta da netçe cevaplanmış ama; yine de henüz okumamış veya unutmuş olma ihtimalinize karşı bir de ben anlatayım . Felsefe taşı en ufak bir parçası bile kullanıldığında her hangi bir metali altına dönüştüren ve ondan yapılacak bir iksiri içen kişiyi ölümsüz yapan bir taştır (en azından öyle iddia edilir.). Yüzyıllardır simyacılar bu taşın peşindedir. Harry Potter’dan tutun da Simyacı ‘ya kadar kitaplarda, filmlerde yer almış ve hep bir popüler kültür konusu olarak kalmıştır ama tabi ki herhangi bir metali altına çevirmek imkansızdır. (Muggle diyeceksiniz biliyorum.) Üstelik ölümsüzlük de çok uçuk bir vaattir kısacası felsefe taşı artık sadece gerçek olmadığı kanıtlanmış bir efsanedir.

Urim ile Tummim nedir ?

Kitapta yine bunun da tanımı vardır. Tevratta geçen bir taştır. Rivayete göre herhangi bir konuda kararsız kalırsanız bu taşları bir çantaya atıyorsunuz çantadan bir tane taş çekiyorsunuz ve böylece taşlar yerinize karar vermiş oluyor ancak hatırlarsanız Santiego’ya taşı veren kral ona kararlarını hep kendi vermesini ve zorda kalmadığı sürece bu taşları kullanmaması gerektiğini söylemişti. Gerçekten de Santiego, taşları kendi vermesi gereken bir kararla ilgili kullanmaya çalıştığında çantası yırtılmış ve taşlar yere düşmüştü. Böylece Santiego kararlarını kendisinin vermesi gerektiğini öğrenmiş ve bir daha taşlara başvurmamıştı.

Kitapta geçen dinler:

Kitabı okuyup da Paulo Coelho’nun din bilgisine hayran kalmayanımız yoktur sanıyorum. Gerçekten de bütün dinlerden kitabına alıntılar yerleştirmiş ve nasıl olduysa birbirine zıt olan fikirleri bile aynı anda kabul ettirmeyi başarmış. Ayrıca kitapta Santiego her dinden, her inanıştan inandığını inandığı gibi yaşayan ve hatta inanmayanlarla tanışıyor ve arkadaş oluyor, farklı inançları veya inanmayışları asla arkadaşlıklarını etkilemiyor. Bu barışçıllık da yanılmıyorsam Paulo Coelho’nun hippi yıllarından kaynaklanıyor.

Kitap neden bu kadar popüler ?

Açıkçası ben de bilmiyorum. Keşke olmasaymış diyeceğim onu da diyemiyorum. Bildiğim tek bir şey var o da Simyacı ‘nın popüler olması ben de dahil herkesin daha doğrusu gerçek kitap severlerin bu kitaba ön yargıyla yaklaşmasına ve kitabı görmezden gelmesine sebep oluyor. Böylece kitap daha çok nefret alıyor ve günden güne ikinci bir küçük prens vakası haline geliyor. Yine de bu kitabı okumuş bir klasik hayranı olarak gönül rahatlığıyla bu kitabın okuduğum en iyi on kitaptan biri olduğunu söyleyebilirim. Sanırım Beyaz Geceler’den ve Saf Bir Yürek’ten sonra sürekli çantamda taşıyacağım bir kitap buldum. (Evet, yanımda normalde beş kitap taşırım. Evet, çantam çok ağır.)

Simyacı’yı neden okuyayım ?

Öncelikle, kitabı okuduktan sonra dünyaya çok daha başka bir gözle bakacağınızı söylemek istiyorum.Felsefesi, barışçıllığı, sevgiyi anlatışı o kadar güzel ki. Eğer dikkatli okursanız her cümlesinin üzerine bir hafta bile düşünebilirsiniz. Ayrıca kitapta önerilen şeyleri uygularsanız işe yaradığını gayet net göreceksiniz.( Dikkat dikkat rüzgara dönüşmeniz, felsefe taşı bulmanız, incir ağacının altından hazine çıkarmanız maalesef mümkün değil)

Bence kitabı okumadan önce etrafınıza son bir kez eski siz olarak bakın ve Simyacı’ya dalın…

Çantamdan çıkmayan diğer kitaplar için:

Beyaz Geceler

Saf Bir Yürek

Simyacı :101
Etiketlendi:     

CansuEceKılıç

sıkılmaktan sıkılmış bir öğrencimsi, tanıdığı herkesi bezdirdikten sonra bütün dünyayı darlamaya karar verdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir